Ayşegül’ün Hikayesi


Benim hikâyem, daha çocukken başlayan anlatma, aktarma ve öğrendiklerimi paylaşma merakıyla başladı. Küçük yaşlardan itibaren yaşadıklarımı anlatmayı, öğrendiklerimi paylaşmayı ve insanlara fayda sağlamayı sevdim. Bugün yaptığım işin temelinde hâlâ bu merakın olduğunu düşünüyorum.

31 yıllık yolcuğun 22 yılını bankacılık ve finans kariyerinde yaptım. Portföy yönetiminden bölge yönetmenliğine, şube müdürlüğünden ekip liderliğine uzanan bu süreçte sadece iş dünyasını değil, değişimin içinde insanları da yakından tanıdım. İnsanların ne zaman güçlendiğini, ne zaman sıkıştığını, ne zaman kendi sesinden uzaklaştığını hem kendimde hem de içinde bulunduğum sistemlerde gözlemledim.

2008 yılında yoga ile tanışmam, kendimi ve insanı anlama yolculuğumda başka bir kapı açtı. Yoga benim için zamanla yalnızca bedensel bir pratik olmaktan çıktı; zihinsel, felsefi ve bütünsel bir dönüşüm alanına dönüştü. 2016 yılında eğitmenlik eğitimlerimi tamamladım ve 2019’dan itibaren yoga dersleri vermeye başladım.

Sonrasında koçlukla tanıştım. Aldığım bir koçluk görüşmesinde yaşadığım bir farkındalık, bugün yaptığım işin temelini oluşturan bir cümleyi ortaya çıkardı:

“İnsanlara her halleriyle kusursuz olduklarını, kendileri gibi olmayı seçebileceklerini fark ettireceğim.”

Koçluk eğitimiyle birlikte kendi hayatıma yeniden baktığımda önemli bir şey fark ettim: Aslında birçok kez kendime koçluk yapmıştım.

Hazır cevaplardan hiçbir zaman çok hoşlanmadım. Birinin bana ne yapmam gerektiğini söylemesinden çok, kendi sorularımın peşinden gitmeyi, kendi gerçeğimi araştırmayı ve kendi yolumu bulmayı tercih ettim.
Benim için bunun en güzel karşılığı “taş” metaforu oldu:

“Biri yolumdaki taşı göstermedi, ben kendim buldum. Ben başkası için yolundaki taşı göstermek istiyorum.”

Ama burada taşı göstermek, kişinin yerine cevabı bulmak değil.

Tam tersine, kişinin kendi yolundaki taşı görebileceği alanı açmak.

Doğru soruları sormak, bazen aynalamak, bazen zorlamak, güvenli bir alan yaratmak ve kişinin kendisini, potansiyelini, ilişkilerini ve içinde bulunduğu sistemi daha net görebilmesine eşlik etmek…

Benim çalışma biçimimin temelinde tam olarak bu var.

Zaman içinde profesyonel koçluk, Enneagram, mitoloji, liderlik, kadın liderliği ve beden farkındalığı gibi farklı alanları bir araya getirdim. Bunların her biri bana insanı farklı bir yerden görme ve anlama imkânı verdi.

Bugün Spiral Dönüşüm ile kurumsal dünyanın gerçekliği ile insanın iç dünyası arasında çalışıyorum.

Liderlerle, kadınlarla, ekiplerle ve kurumlarla çalışırken benim için önemli olan yalnızca “ne yapmalıyız?” sorusunun cevabını bulmak değil.

Önce şunu soruyorum:
“Burada gerçekte ne oluyor?”

Çünkü benim için gerçek dönüşüm, insanı başka birine dönüştürmek değil.

√ Kendine dürüstçe bakabilmek.
√ Kendi sesini duyabilmek.
√ Ne yaptığını ve neden yaptığını fark edebilmek.
√ Kendi biricikliğini kabul edebilmek.
√ Ve kendi yolunu bilinçli biçimde seçebilmek.


İnsanın yolculuğunun da bir spiral gibi olduğuna inanıyorum. Aynı yere dönüyor gibi görünsek de aslında hiçbir zaman başladığımız yere aynı kişi olarak dönmüyoruz. Her deneyim bizi biraz daha genişletiyor, her farkındalık yeni bir katman açıyor.

Benim bugün yaptığım şey, insanlara hazır cevaplar vermek değil.

Kendi yollarındaki taşı bulmalarına, kendi hikâyelerine sahip çıkmalarına ve kendi yollarında büyüyerek genişlemelerine alan açmak.

Benim için Spiral Dönüşüm tam olarak bunu ifade ediyor.


Ayşegül Sel
Anlam Odaklı Liderlik ve Organizasyonel Gelişim Danışmanı

Profesyonel Koç (ACC) | Eğitmen | Kolaylaştırıcı